Uzman Mütalaası ve Bilirkişilik Raporu

6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nda (03/11/2016) yer alan tanıma göre;

Bilirkişi: Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini ifade etmektedir.

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü kadrosunda bulunan temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşıyan ve alanlarında deneyimli akademisyenlerimiz tarafından bilirkişilik raporu hizmeti verilmektedir.

Adli tıp Uzmanı, adli diş hekimi; kimya, biyoloji, biyokimya, fizik vb. lisans eğitimine sahip Fen Bilimci Adli Bilimler Uzmanı; hukuk, psikoloji, pedagoji, antropoloji  vb. lisans eğitimine sahip Sosyal Bilimci Adli Bilimler Uzmanı;  adli genetik uzmanı ve daha sayılamayan birçok disiplinde uzman ve akademisyene sahip İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’nde, adli tıp ve adli bilimleri ilgilendiren birçok konuda uzman mütalaası düzenlenebilmektedir.

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü’ne yapılan bilirkişilik raporu ve uzman mütalaası başvurularında sık talep edilen konular aşağıda listelenmiştir:

  • Tıbbi uygulama hataları
  • Maluliyet
  • Yazı, imza, adli belge incelemeleri
  • Nesep; her tür adli genetik incelemeler
  • Cinsel saldırı vakaları
  • Klinik adli tıp
  • Ölüm (Otopsi), yaralanma vakaları
  • Kan Lekesi Model analizi ile olay rekonstrüksiyonu
  • Ceza ve hukuki ehliyet vakaları
  • İfadenin güvenilirliği (sosyal bilimlerin verebileceği diğer hususlar)

Yukarıda belirtilen konuların dışındaki hizmet talepleriniz ile ilgili bilgi almak için lütfen irtibata geçiniz. Müracaat ve bilgi almak için 0 (212) 414 30 00Dahili No. 22803 arayınız.

“Uzman Mütalaası” hakkında tereddüt edilen konular ve bu ön yargılara ilişkin önlem ve açıklamalar

Uzman mütalaası ile bilirkişilik arasındaki fark nedir?

Bilirkişilik, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisini ifade etmektedir. Uzman mütalaası ise, tarafların dava konusu ile ilgili olarak, uzmanından bilimsel değerlendirme almasıdır.

Bilirkişiyi mahkemeler seçmektedir. Bilirkişileri görevlendirilmesinde yargı çevreleri içinde yer aldıkları bölge adliye mahkemeleri adli yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenecek bilirkişi listelerinin gözetilmesi esası Hukuk Muhakemeleri Kanununun 268. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Uzman mütalaası ise, taraflar, cumhuriyet savcısı veya avukat tarafından konusunda deneyimli ve yetkin uzmanlardan alınmaktadır.

Uzman mütalaasının dayanağı nedir?

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 67. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 293. maddesinde yer alan uzmanından bilimsel mütalaa alınabilmesi olanağıdır.

Uzman görüşüne ne zaman başvurulur?

Taraflar, genellikle uzman görüşü alma yoluna adli makamlar tarafından alınan bilirkişi raporunun iddia ettikleri ya da savundukları hususu desteklememesi durumunda gitmektedirler.

Uzman mütalaasının avantajları nelerdir?

  • Mütalaayı düzenleyen uzmanın genel bir uzmanlık alanından değil çözümü uzmanlık gerektiren konuda derinlemesine bilgi ve ehliyet sahibi olanlar arasından seçilebilmesi,
  • Uzmanın ağır rutin hizmet akdi içerisinde olmayan bilim insanları arasından seçilebilmesi nedeni ile sorulan konunun açık, meslek dışından kişiler tarafından anlaşılır, adli makamlar tarafından denetlenebilir biçimde, gerektiğinde tablo, şekil, şema, resim, fotoğraf ile desteklenerek ortaya konulması,
  • Uzman görüşü alınan olguların sıklıkla özgün nitelikte olması nedeni ile literatür taraması gerektiren,  standart uygulamanın dışına çıkılarak fazladan zaman, emek ve özen isteyen olgular olması,
  • Adli makamlar tarafından alınan bilirkişi raporunda gözden kaçmış,  hesap ve işlem hatası yapılmış, yanlış değerlendirilmiş önemli konuların ortaya konabilmesi,
  • Mahkemeler tarafından atanan bilirkişileri daha titiz ve özenli rapor düzenlemeleri konusunda yönlendirici olmaları,
  • Avukatların “hatalı bilirkişi raporu yüzünden davayı kaybettik” şeklindeki yakınmalarının “uzman görüşü alamadık” şekline dönüşme potansiyeli taşıması,
  • Uzman mütalaasında olay yeri incelemesinden başlayarak adli delillerin toplanmasından taşınmasına ve analizine kadar tüm süreç değerlendirilerek var olan eksiklikler ortaya koyulacağından delilin ispat gücünün ortaya konabilmesi,
  • Mütalaa düzenleyen uzmanın mahkemeye çağrılarak görüşünün irdelenmesi, taraflarca kendisine soru sorulabilmesi, daha da önemlisi her iki taraf uzmanının çapraz sorgulanabilmesi.

Uzman mütalaasının ücret karşılığında olması güvenilirliğini etkiler mi?

Bu husustaki kuşkular sistemin güvenilirliğini en olumsuz etkileyen faktördür. Tarafsızlığa aykırı hazırlanmış bir uzman mütalaasının mevcut bilirkişi raporu ile oluşturacağı çelişki hakim ve/veya taraf vekillerince yöneltilen sorular ile ortaya çıkabileceği gibi karşı tarafın sunacağı uzman görüşü ile de çürütülebilecektir.

Bu konudaki bir diğer önlem İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü gibi uzman mütalaası düzenleyen kurumların uygulamakta olduğu ücretlendirme sistemidir. Adli Tıp Enstitüsü’nde asgari ve azami ücretler belirlenmiş olup dosyanın ağırlığına ve mütalaaya katılacak uzman sayısına göre bu sınırlar arasında bir ücret belirlenmektedir. Ücret döner sermaye veznesine yatırılarak mütalaayı düzenleyen uzmanlara bu ücret içerisinden %50’yi aşmayacak şekilde pay verilmektedir.  Alınan ücretin tarafların varlık ve refah düzeyine göre değil, olguya harcanacak zaman, emek, uzman sayısı ve bilgi düzeyine göre belirlenmesi ve asla ifrat bir ücret talep edilmemesi sistemin sigortası durumundadır.

Yargılamada zaman kaybına, gereksiz tartışmalara yol açar mı?

Gerek CMK’nın 67/6., gerekse HMK’nın 293. maddelerinde uzman mütalaası için ayrıca süre istenmeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle yargılama sürecinin uzamasına doğrudan bir katkısı olmayacağı gibi bu müessese alet edilerek adaletin teessüsü geciktirilemez.

Alınan uzman görüşünün değerlendirilmesi ve tartışılması ise zaman ve emek kaybı değil aksine adaletli yargılamanın supabıdır. Dosya birinci derece mahkemede ne kadar çok tartışılır ise, üst mahkemelere gidiş ve üst mahkemelerden ret kararı o ölçüde azalacaktır.

Hakim/Cumhuriyet Savcısını gereksiz yere meşgul eder mi? Mütalaada yer alan hususları değerlendirmek, aslında gerçekte doğru olmayan çelişkileri gidermekle uğraşmak mıdır?

Uzman mütalaasının hakim ve/veya cumhuriyet savcısı tarafından irdelenmesi zaman kaybı olmayıp bu sayede yargılama konusu olan olay hakkında uzman düzeyinde olmamakla birlikte vicdani kanaat teessüs edebilecek ölçüde fikir sahibi olunması sonucunu doğurmaktadır.

Uzman mütalaalarında adli kolluk tarafından toplanan deliller ile bu delillerin resmi laboratuvarlar tarafından analizine kadarki tüm süreç eleştirilmektedir.

Bu husus bir ön yargı olmayıp doğru bir tespittir. Söz konusu eksikliklerin tespiti ve varılan bilimsel sonuca etkisinin ortaya konması uzman mütalaasının doğasında var olan ve bu müesseseyi yararlı kılan bir unsurdur. Özellikle ceza yargılamasında olmak üzere devlete bağlı birimlerin gerek soruşturma gerekse kovuşturma sürecinde etkin ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde delil toplaması esastır.

Bu konuyu bir örnekle açıklamak gerekir ise cinsel saldırı mağduru olduğu iddia edilen bir kadının giysisinde tespit edilen ve şüpheliye ait DNA profili ile tam bir uyum içerisinde olan lekenin meni olduğunu ispatlayan testler (PSA, Çinko testi, Alkalen Fosfataz ve mikroskobik inceleme) yapılmadan veya eksik yapılarak karar verilmesi halinde bu eksiklikler uzman mütalaasının üzerinde duracağı en önemli husus olacaktır.

Adli makamlar bilirkişi raporunu önemsemekte, uzman mütalaasını ciddiye almamaktadır. Bu doğru mudur?

Bu ön yargı özellikle avukatlar arasında yaygın olarak dillendirilmektedir. Mahkemenin görevlendirmiş olduğu bilirkişi raporu ile tarafların alacakları uzman mütalaası arasında hukuken hiçbir fark bulunmamaktadır. Bununla birlikte, maalesef yukarıda belirtilen birçok nedenden dolayı uzman mütalaasına gereken önem atfedilmemektedir. Oysa, her ikisi de mahkeme nazarında takdiri deliller arasında yer almakta olup, hakimin uzman mütalaasına alınış yolu itibarı ile makul bir şüphe ile yaklaşması beklenir bir tutum olmakla birlikte, mütalaada yer alan tüm hususların dikkatle değerlendirilmesi, bu durumun zaman ve emek kaybı olarak görülmemesi gerekmektedir. Bu ön yargı avukatların uzman mütalaası talep etmelerinin önündeki en önemli engeldir.

Prof.Dr. Faruk AŞICIOĞLU

Enstitü Müdürü

© 2017 İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü / Tüm Hakları Saklıdır.

İstanbul Üniversitesi © 2017 All Rights Reserved